İspanyol basınından sert Türkiye yorumu. Mundo Deportivo yazarı Santi Nolla, 2026 Dünya Kupası’nda Türkiye’yi Almanya ve Uruguay’la birlikte turnuvanın en büyük hayal kırıklıkları arasında gösterdi.
2026 Dünya Kupası’nda son 16 turuna yaklaşılırken teknik adam ayrılıkları ve erken vedalar turnuvanın en çok konuşulan başlıkları arasına girdi. İspanya’nın önde gelen spor gazetelerinden Mundo Deportivo’da Santi Nolla imzasıyla yayımlanan yazı, kupaya veda eden ülkeleri ayrı bir başlık altında değerlendirdi.
Nolla, her elenmenin aynı şekilde okunmaması gerektiğini savundu. Bazı ekiplerde teknik direktör değişikliğinin sürecin doğal bir parçası olabileceğini belirten yazar, Almanya, Uruguay ve Türkiye için tablonun çok daha ağır olduğunu vurguladı. Bu üç ülke, yazıda turnuvanın “en büyük üç başarısızlığı” olarak nitelendirildi.
Almanya cephesinde ise Paraguay karşısında penaltılarla gelen eleniş öne çıkarıldı. Julian Nagelsmann’ın ayrılığı, yalnızca bir teknik direktör değişimi değil, Alman futbolunun turnuvadaki büyük düşüşünün sonucu olarak yorumlandı. Ronald Koeman yönetimindeki Hollanda’nın elenmesi ise aynı kategoriye konulmadı; Hollanda’nın iyi futbol oynadığı ve Fas gibi turnuvanın güçlü takımlarından birine karşı penaltılarla kaybettiği hatırlatıldı.
Türkiye için yapılan değerlendirme doğrudan beklenti farkı üzerinden kuruldu. Santi Nolla, Arda Gülerli Milli Takım’ın Paraguay, Avustralya ve ABD’nin yer aldığı gruptan çıkamamasını ağır bir sonuç olarak gördü. Yazıda bu üç rakibin güçlü takımlar olduğu kabul edilirken, mevcut Türk futbol seviyesi düşünüldüğünde grubun aşılabilir olduğuna işaret edildi.
Bu yorum, Türkiye’de turnuva öncesi oluşan beklentiyi yeniden gündeme taşıdı. Kadro kalitesi, Avrupa’da oynayan futbolcu sayısı ve Arda Güler gibi özel bir yeteneğin varlığı, A Milli Takım’ı grup aşamasını geçmeye aday ekiplerden biri haline getirmişti. Bu nedenle turnuvada grup aşamasında kalınması, yalnızca bir sonuç değil, kaçırılmış büyük bir fırsat olarak görüldü.
Uruguay da listenin ikinci büyük hayal kırıklığı oldu. İki kez dünya şampiyonu olan Güney Amerika ekibinin son 32 turunu bile görememesi, Marcelo Bielsa gibi güçlü bir teknik adamın varlığına rağmen izahı zor bir sonuç olarak değerlendirildi. Nolla, Uruguay’ın İspanya’ya kaybetmesini normal karşılarken Suudi Arabistan ve Yeşil Burun karşısında galibiyet alamamasını kabul edilemez buldu.
Turnuvada teknik direktör koltukları da hızla boşaldı. Uruguay, Suudi Arabistan, Hollanda, Ekvador, Çekya, Tunus, Güney Kore, Güney Afrika ve Almanya’da teknik adam değişikliği yaşandı. Nolla, bu tabloyu modern futbolda sabrın azalmasına ve uzun vadeli projelerin yerini kısa vadeli sonucun almasına bağladı.
Yazıda Didier Deschamps ve Zlatko Dalic örnekleri de bu çerçevede ayrı bir yere kondu. Deschamps, Fransa’nın başında 2012’den bu yana dört Dünya Kupası gördü. Dalic ise 2017’den beri Hırvatistan’ı yönetiyor. Buna karşılık Tunus’ta Sabri Lamouchi’nin daha ilk maçtan sonra görevden alınması, kupadaki sert teknik direktör trafiğinin en dikkat çekici örneklerinden biri olarak gösterildi.
Santi Nolla’nın değerlendirmesinde Türkiye’yi diğer erken elenen ülkelerden ayıran temel nokta, potansiyel ile sonuç arasındaki fark oldu. Milli Takım, turnuvaya yalnızca katılmış olmakla yetinmeyecek bir kadroya sahipti. Arda Güler’in Real Madrid’deki yükselişi, Hakan Çalhanoğlu’nun tecrübesi ve Avrupa’da forma giyen oyuncuların sayısı, Türkiye’yi gruptan çıkma hedefinin doğal adaylarından biri haline getirmişti.
İspanyol basınındaki sert yorumun merkezinde de bu eleştiri yer aldı: Türkiye kötü bir kura çektiği için değil, elindeki kadronun karşılığını veremediği için hedef alındı. Dünya Kupası’nın henüz son 16 turu oynanırken dokuz teknik adamın ayrılması turnuvanın acımasızlığını ortaya koydu. Ancak Nolla’ya göre asıl büyük yara Almanya, Uruguay ve Türkiye’de açıldı.
Kaynak: wphaberbotu.com
