BIST 100 11.482,60 1,32%
DOLAR 50,1497 0,09%
EURO 55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN 6.556,39 -0,60%
BITCOIN 75.780,00 0,17%
FAİZ 39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM 83,81 0,09%
GBP/TRY 67,1077 -0,65%
EUR/USD 1,1145 -0,66%
BRENT PETROL 97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN 10.719,70 -0,60%

BES fonları çok katmanlı denetim ağıyla korunuyor

BES fonları.

Yayınlanma: Güncellenme:

Türkiye Sigorta Hazine ve Emeklilik Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer, emeklilik yatırım fonlarının Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Takasbank ve Emeklilik Gözetim Merkezinin (EGM) eş zamanlı devrede olduğu çok katmanlı bir çifte denetim ağıyla korunduğunu belirterek, “Emeklilik şirketinin borçları, iflası veya tasfiyesi halinde dahi fon malvarlığına haciz konulamaz, rehin edilemez ve iflas masasına dahil edilemez.” dedi.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve emeklilik fonlarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Gürol Sami Özer, BES’in 2003’ten bu yana düzenli tasarruf kültürünü profesyonel portföy yönetimi ve sermaye piyasası disipliniyle bir araya getirdiğini, bunun da milyonlarca vatandaşa geleceğe güvenle bakma imkanı sunduğunu ifade etti.

Özer, Türkiye Hayat Emeklilik olarak farklı getiri beklentilerine ve risk profillerine uygun fon alternatifleri sunduklarını, katılımcıların uzun vadeli birikimlerini reel büyüme hedefleri doğrultusunda değerlendirdiklerini söyledi.

Sistemin sağladığı avantajlara değinen Özer, düzenli katkı paylarıyla oluşan birikimlerin yanında yüzde 20 devlet katkısının da tasarruf tabanını genişleten ve uzun vadeli birikim motivasyonunu güçlendiren önemli bir unsur olduğunu dile getirdi.

Katılımcılara yılda 12 kez tanınan fon dağılımı değişikliği hakkının, değişen piyasa koşullarında tasarrufların dinamik biçimde yönetilmesine imkan verdiğini belirten Özer, bu hakkın operasyonel olarak katılımcıların tercihine göre farklı şekillerde uygulanabildiğini anlattı.

Anne ve babaların 18 yaşını doldurmamış çocukları adına sözleşme açabildiğini hatırlatan Özer, çocukların hem piyasaların getiri potansiyelinden hem de her bir çocuk için ayrı ayrı tanımlanan yüzde 20 devlet katkısı avantajından yararlanabildiğini aktardı.

Stopaj uygulamasını da anlatan Özer, “Klasik yatırım araçlarında ve menkul kıymet yatırım fonlarında kar realizasyonu yapıldığında veya vadeli mevduatın her vade yenilemesinde anlık olarak stopaj kesintisi yapılırken, BES çatısı altında sistem içinde kalınan süre boyunca fonlar arası geçişlerde hiçbir stopaj kesintisi uygulanmaz.” diye konuştu.

Özer, fon değişikliklerinde getirinin tamamının vergi kesintisine uğramadan yeni fona aktarıldığını, vergilendirilmeyen kazancın da getiri üretmeye devam ederek sistemin sunduğu bileşik getiri etkisini artırdığını ifade etti.

Stopaj kesintisinin yalnızca sistemden ayrılma aşamasında ve elde edilen toplam getiri üzerinden kademeli olarak uygulandığına dikkati çeken Özer, bu yapının uzun vadeli kalan tasarruf sahiplerine maliyet avantajı sağlayan benzersiz bir vergi teşviki olduğunu dile getirdi.

“FONLARIMIZ YÖNETİLİRKEN RİSK YOĞUNLAŞMASININ ÖNÜNE GEÇMEK AMACIYLA MEVZUATTAKİ SINIRLARA UYULMAKTADIR”

Özer, BES’te katılımcı hakları ve birikimlerinin, kurumsal ve finansal risklerden ayrıştırılmış çok katmanlı bir yasal mimariyle güvence altına alındığını vurguladı.

İlgili yönetmelik başta olmak üzere sermaye piyasası mevzuatının fon varlıklarının yönetiminde son derece katı risk dağıtım kuralları getirdiğini kaydeden Özer, şu ifadeleri kullandı:

“Fonlarımız yönetilirken aşırı risk yoğunlaşmasının önüne geçmek amacıyla mevzuatta tanımlı kesin sınırlara titizlikle uyulmaktadır. Devlet iç ve dış borçlanma senetleri hariç olmak üzere, tek bir ihraççının para ve sermaye piyasası araçlarına fon portföyünün yüzde 10’undan fazlası yatırılamaz. Fon portföyünün yüzde 5’inden fazlasını oluşturan ihraççıların toplam payı ise portföy büyüklüğünün yüzde 40’ını aşamaz. Borsa dışı türev araç işlemleri ve para piyasası işlemlerinde karşı taraf riski yasal tavanlarla sınırlandırılarak fonun likiditesi ve iflas riskine karşı koruma kalkanı oluşturulur. Hisse senedi, borçlanma araçları veya kıymetli madenler gibi ünvanına uygun fonlarda, fon portföy değerinin en az yüzde 80’inin ilgili ana varlık grubunda tutulması zorunludur. Bu matematiksel sınırlandırmalar, piyasa dalgalanmalarında portföylerin tek bir kurumun veya enstrümanın finansal kırılganlığına maruz kalmasını engeller, riskin tabana yayılmasını garanti altına alır.”

“EMEKLİLİK ŞİRKETİNİN TASFİYESİ HALİNDE DAHİ FON MALVARLIĞI İFLAS MASASINA DAHİL EDİLEMEZ”

Türkiye Sigorta Hazine ve Emeklilik Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Özer, sistemde “birikimlerin güvenliği” ile “fiyat dalgalanmalarından kaynaklanan piyasa riski” kavramlarının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “BES’te katılımcıların birikimleri, kurucu şirketin bilançosundan ve malvarlığından tamamen ayrı olan BES fonlarında yönetilir. Emeklilik şirketinin borçları, iflası veya tasfiyesi halinde dahi fon malvarlığına haciz konulamaz, rehin edilemez ve iflas masasına dahil edilemez.” şeklinde konuştu.

Emeklilik şirketi, portföy yönetim şirketi ve saklama kuruluşu rollerinin birbirinden bağımsız olduğunu ifade eden Özer, katılımcıya ait fon paylarının merkezi saklama kuruluşu olan Takasbank nezdinde katılımcı bazında saklandığını anlattı.

Özer, katılımcıların adlarına kayıtlı fon paylarını ve birikim tutarlarını kurumlarının dijital kanallarından, Takasbank Bireysel Bilgilendirme Sistemi, EGM Mobil ve e-Devlet üzerinden anlık ve şeffaf biçimde takip edebileceğini bildirdi.

Denetim altyapısına değinen Özer, “Klasik yatırım fonları münhasıran SPK denetiminde faaliyet gösterirken, emeklilik yatırım fonları SPK’nin yanı sıra SEDDK, Takasbank ve EGM’nin eş zamanlı devrede olduğu çok katmanlı bir çifte denetim ağıyla korunmaktadır. EGM bünyesindeki Fon Gözetim Platformu fon işlemlerinin mevzuata uygunluğunu takip ederken, Fon Performans Değerlendirme Sistemi ise yönetim etkinliğini kesintisiz gözetim altında tutmaktadır.” açıklamasını yaptı.

“KURUMUMUZ HAZİNE VE FON OPERASYONLARINDA UZUN VADELİ BİLEŞİK VE REEL GETİRİYİ HEDEFLEMEKTEDİR”

Özer, hisse senedi, kıymetli maden veya değişken fonlarda piyasa koşullarına bağlı olarak günlük değer kazanımları ve dönemsel düzeltmelerin yaşanabileceğini, fon birim pay fiyatındaki bu hareketlerin finansal piyasaların olağan dengesi olduğunu söyledi.

Fiyatların gerilediği dönemlerin düzenli katkı payı ödeyen katılımcılar için “maliyet ortalaması” avantajı sunduğunu ve aynı tutarla daha fazla fon payı edinme fırsatı yarattığını belirten Özer, “Portföy yönetiminde kamu güvencesi disipliniyle hareket eden kurumumuz, hazine ve fon operasyonlarında günlük fiyatlamaların ötesine geçerek uzun vadeli bileşik ve reel getiriyi hedeflemektedir.” ifadelerini kullandı.

– “BES ve OKS toplamında 547,5 milyar lira fon büyüklüğüne ulaşmanın gururunu yaşıyoruz”

Gürol Sami Özer, 1 Ekim tarihli konsolide verilere göre BES’in toplam fon büyüklüğünün 2,5 trilyon lirayı aşmasının, sistemin hanehalkı tasarrufları ve makroekonomik istikrar açısından taşıdığı rolü teyit ettiğini ifade etti.

Türkiye Hayat Emeklilik’in ulaştığı hacme de değinen Özer, “1 Ekim itibarıyla BES ve Otomatik Katılım Sistemi (OKS) toplamında 547,5 milyar lira fon büyüklüğüne ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Bu hacmin yaklaşık 480,8 milyar lirasını BES, 66,7 milyar lirasını ise OKS portföyümüz oluşturmaktadır.” açıklamasını yaptı.

Özer, 48 emeklilik yatırım fonuyla geniş bir yelpazede hizmet verdiklerini, aylık model portföy bültenleri, “Fonasor” gibi yapay zeka tabanlı öneri sistemleri ve piyasa analizleriyle katılımcıların stratejik kararlar almasına destek olduklarını anlattı.

Fon bazında görülen her çıkışın katılımcının BES’ten ayrıldığı anlamına gelmediğini, katılımcıların piyasa koşullarına göre birikimlerini sistem içinde farklı fonlara yönlendirebildiğini belirten Özer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye Hayat Emeklilik olarak, çok katmanlı koruma kalkanımız, dinamik portföy yönetimi anlayışımız ve geniş fon yelpazemizle katılımcılarımızın uzun vadeli birikim yolculuğuna rehberlik ediyoruz. Birikimlerin sarsılmaz bir yasal ve operasyonel güvence altında değerlendirilmesi kadar, katılımcılarımızın fon dinamiklerini tanıması, risk profillerine sadık kalması ve piyasa koşullarına göre portföy dağılımlarını bilinçli şekilde yönetmesi bu yolculuğun başarı anahtarıdır. Kamu sermayeli lider kurum olmanın getirdiği kurumsal yönetim disiplini, şeffaflık ve liyakat ilkelerimizle, birikimleri büyütmeye, güveni pekiştirmeye ve Türkiye’nin ekonomik istikrarına stratejik kaynak sağlamaya kararlılıkla devam ediyoruz.”