Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’nde küresel sistemin adalet anlayışını hedef alan açıklamalarda bulundu. Gazze’de yaşananlara dikkat çeken Erdoğan, uluslararası toplumun İsrail’e karşı yeterli tepki vermediğini belirtti.
Farklı ülkelerden gelen temsilciler ve büyükelçileri İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, zirvenin ülkeler, halklar ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Zirvede ele alınan uluslararası insancıl hukuk, enerji dönüşümü hukuku, dijital dünyada adalet ve göç yönetimi gibi başlıkların günümüz dünyası açısından taşıdığı öneme işaret eden Erdoğan, bu oturumları kıymetli bulduğunu ifade etti. İki gün boyunca görüş ve değerlendirmeleriyle zirveye katkı sunan katılımcılara da teşekkür etti.
Adaletin geleceği, insanlık için ortak sorumluluk temasıyla düzenlenen toplantının, adalet, hukuk devleti ve uluslararası iş birliği alanlarında ortak bir zemin oluşturmasını; farklı hukuk sistemleri arasındaki diyalog ve etkileşimi güçlendirmesini ve hukuk diplomasisine yeni bir ivme kazandırmasını diledi. Zirvenin ev sahipliğini yapan Adalet Bakanlığımızı, Sayın Bakan ve ekibini ile organizasyona emek verenleri de tebrik etti.
Konuşmasının bu bölümünde farklı ülkelerden ve bölgelerden gelen konuklarla tarihi salonda bir araya gelindiğini hatırlatan Erdoğan, her devletin ve milletin farklı anayasaları, hukuk sistemleri, yasal ve idari mevzuatları bulunduğunu anlattı. Temsil edilen her ülkenin kendine özgü bir hukuk geleneği, kuralları ve teamülleri olduğunu vurguladı.
“ADALET, GÜÇSÜZÜN GÜÇLÜYE EZDİRİLMEMESİDİR”
Yasama süreçleri, yargılama usulleri ve hukuku uygulama biçimleri değişse de adalet denildiğinde herkesin zihninde benzer bir anlamın canlandığını söyleyen Erdoğan, adaleti haklıya hakkının teslim edilmesi, güçsüzün güçlüye ezdirilmemesi ve mazlumun zalimden korunması olarak tanımladı. Adaletin devletin üzerine bina edildiği temel olduğunu belirten Erdoğan, vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adaletin olmayacağını ifade etti.
Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde de adaletin var olamayacağını söyleyen Erdoğan, hak ve özgürlüklerin aşındığı, mükafat ve mücazat dengesinin bozulduğu bir ortamda adaletin yer bulamayacağını dile getirdi. Bu tespitlerin uluslararası sistem için de geçerli olduğunu belirten Erdoğan, küresel barış ve güvenliği tesis etmenin uluslararası düzenin asli misyonu olduğuna dikkat çekti.
81 yıl önce San Francisco’da imzalanan ve bugünkü sistemin hukuki zeminini oluşturan Birleşmiş Milletler Şartı’nın birinci maddesinin de uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkin olduğunu hatırlattı. Uluslararası barış ve güvenliğin adalet olmadan sağlanamayacağını söyledi.
“MEVCUT SİSTEMİN SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMADIĞINI HERKES BİLİYOR”
Bugün hem temsil, hem işlev, hem de meşruiyet bakımından ağır yara almış; güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıya olunduğunu belirten Erdoğan, Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 190’dan fazla ülkenin iradesinin veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olmasının adil ve sağlıklı olmadığını söyledi. Mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını artık herkesin bildiğini vurguladı.
Uluslararası hukukun neredeyse askıya alındığını, uluslararası anlaşmaların hükmünü yitirdiğini, uluslararası mahkeme kararlarının ise uygulanamaz hale geldiğini ifade eden Erdoğan, ilkelerin, normların ve sistemin merkezindeki kuralların ayaklar altına alındığını söyledi. Bunları hamaset, polemik ya da ajitasyon amacıyla değil, yüzleşilmesi gereken acı gerçekler olarak dile getirdiğini kaydetti.
“ÜLKELER ARASINDAKİ MAKAS GİDEREK AÇILIYOR”
Erdoğan, neresinden bakılırsa bakılsın elde kalan bir sistemle karşı karşıya olunduğunu ve bu yapının küresel ölçekte ciddi sıkıntılar doğurduğunu belirtti. Eğitim ve teknolojiye erişim, iklim kriziyle mücadele, gıda güvenliği ve gelir adaletsizliği başta olmak üzere ülkeler arasındaki makasın giderek açıldığını söyledi.
Dünyanın bir bölümünde insanlar yokluk ve yoksulluk içinde hayata tutunmaya çalışırken, başka bir kesimin lüks ve şatafat içinde sistemin tüm nimetlerinden yararlandığını ifade etti.
“SİSTEMDE BİR SORUN YOK DİYEBİLİR MİYİZ?”
“Soruyorum, ddnya genelinde sayısı 60 bini ancak bulan bir avuç elitin, 4 milyar insandan üç kat daha fazla servete, gelire, imkana sahip olması adil midir? Hakkaniyetli midir? Aynı şekilde çevreyi hoyratça kirleterek zenginleşen gelişmiş ülkelerin, iklim değişikliğinde hemen hiçbir etkisi olmayan ülkeleri yalnız bırakması adil ve hakkaniyetli midir? Krizlerin çatışmaları tetiklediği, çatışmaların savaşları takip ettiği, savaşların ise istikrarsızlıkla neticelendiği bir tabloda, sistemde bir sorun yok diyebilir miyiz? Sistemdeki yapısal sorunları enerji güvenliğinden ticaret yollarına, lojistik ve ulaştırma koridorlarından teknolojik ve sivil altyapıya kadar her alanda hepimiz yaşamıyor muyuz?”
Küresel petrol ihracatının yüzde 35’inin geçtiği Hürmüz’deki tıkanıklığın aylardır giderilemediğini söyleyen Erdoğan, Rusya ve Ukrayna arasında 4,5 yılı geride bırakan savaşın her ay binlerce can kaybıyla sürdüğünü hatırlattı. Lübnan, Yemen, Somali, Sudan ve bölgenin diğer birçok yerinde yaşananlara da dikkat çekti.
“GAZZE, DÜNYANIN EN BÜYÜK TOPLAMA KAMPINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”
Gazze’de 3 yıldır dünyanın gözü önünde insanların vahşice öldürüldüğünü belirten Erdoğan, sivillerin acımasızca şehit edildiğini söyledi. Çoğu çocuk ve kadın 74 binden fazla Gazzelinin katledildiğini, okulların yerle yeksan edildiğini, üniversitelerin, hastanelerin ve ibadethanelerin vurulduğunu kaydetti.
Binlerce çocuğun elini, ayağını, vücudunun bir azasını kaybettiğini ifade eden Erdoğan, Gazze’nin, kendini uluslararası hukukun üstünde gören, kibirli, radikal ve öldürmeye doymayan bir soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldüğünü söyledi. Ülkenin katkılarıyla geçen yıl bir ateşkes tesis edildiğini, Filistinli kardeşlerin riayet ettiği bu ateşkesin İsrail hükümeti tarafından binlerce kez ihlal edildiğini de hatırlattı.
Ateşkesin yürürlüğe girdiği 11 Ekim 2025’ten bu yana 1500 Filistinlinin saldırılarda katledildiğini, 5000’den fazla insanın yaralandığını aktaran Erdoğan, Batı Şeria’da yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin ve fanatik grupların devlet destekli organize suç ve şiddet eylemlerinin sürdüğünü söyledi. Kudüs’teki kutsal mekanların baskına uğradığını, tarihi ve hukuki statülerinin değiştirilmek istendiğini belirtti.
İsrail’in komşuları başta olmak üzere bölgenin huzur ve güvenliğini kendisi için doğrudan tehdit unsuru olarak değerlendirdiğini kaydeden Erdoğan, uluslararası toplumun gerekli tepkiyi vermediğini ve yargı ile yaptırım mekanizmasının gerektiği şekilde işletilmediğini gördüklerini ifade etti. Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan davaya müdahillik başvurusu yaparak, İsrail’le ticari işlemlerini tamamen durdurarak ve küresel su filotuna yönelik silahlı saldırının asıl faillerine kırmızı bülten çıkartarak tavrını net biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
“TÜRKİYE KENDİSİNE UMUT BAĞLAYAN İNSANLARA SIRTINI DÖNMEZ”
Bu meselenin tüm dünya için bir insanlık ve samimiyet testi olduğunu söyleyen Erdoğan, “Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan, haksızlığa uğrayan insanlara da sırtını dönmez” ifadelerini kullandı. Gazze’de işlenen soykırımın failleri hukuk önünde hesap vermedikçe uluslararası sistemin adaletli olduğunun söylenemeyeceğini belirtti.
