BIST 100 14.235,83 -1,60%
DOLAR 48,6379 0,03%
EURO 56,1528 -0,08%
GRAM ALTIN 6.720,16 -0,01%
BITCOIN 77.465,00 -2,05%
FAİZ 40,28 0,00%
GÜMÜŞ GRAM 98,76 -0,14%
GBP/TRY 65,6294 -0,11%
EUR/USD 1,1537 -0,10%
BRENT PETROL 103,98 0,75%
ÇEYREK ALTIN 10.987,46 -0,01%

İki ülkenin kaos planı Türkiye’ye iki cepheli tuzak mı?

İki ülkenin kaos planı Türkiye’ye iki cepheli tuzak mı?.

Yayınlanma: Güncellenme:

İki ülkenin kaos planı Türkiye’ye iki cepheli tuzak mı?.

Suudi Arabistan’ın enerji güvenliğinde kilit öneme sahip Doğu-Batı Boru Hattı’na yönelik İHA saldırısı, Orta Doğu’daki gerilimin yeni bir aşamaya taşındığını ortaya koydu. Irak’tan havalandığı açıklanan araçlarla gerçekleştirilen saldırı sonrası, İran bağlantılı vekil güçlerin Irak ve Yemen hattındaki hareketliliği ile İsrail’in Suriye ve Irak’taki güvenlik hamleleri yeniden mercek altına alındı. Stratejistlere göre Mekke Anlaşması sonrasında Ankara için en kritik başlık, provokasyonlarla doğrudan bölgesel çatışmanın içine çekilme ihtimali.

İKİ AYRI BASKI NOKTASI

Son kırılma, Suudi Arabistan’ın enerji altyapısının omurgalarından biri olarak görülen Doğu-Batı Petrol Boru Hattı üzerinde yaşandı. Riyad yönetimi, hattın birden fazla İHA ile hedef alındığını ve araçların Irak topraklarından havalandığını açıkladı. Saldırının ardından hat, güvenlik gerekçesiyle tedbiren kapatıldı. Bunun hemen sonrasında Yemen’de İran destekli Husilerin Babülmendep çevresindeki hareketliliği yeniden dikkat çekti. Böylece Hürmüz’den Kızıldeniz’e uzanan enerji ve güvenlik kuşağında iki ayrı baskı noktası oluştu. Stratejistlere göre kaynağı tartışmalı İHA’lar, vekil milisler ve sabotajlar, bölgesel savaşın genişletilmesinde giderek daha fazla kullanılıyor.

MEKKE SONRASI YENİ DENKLEM

Türkiye açısından denklemi değiştiren unsurlardan biri, Suudi Arabistan ve Pakistan ile kurulan yeni savunma mekanizması oldu. Mekke Anlaşması sonrasında Suudi Arabistan’a yönelik her büyük saldırı Ankara açısından da yeni bir güvenlik tartışması yaratıyor. Türkiye anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını özellikle vurguluyor. Buna karşın sahadaki gelişmeler, Ankara’yı giderek daha hassas bir güvenlik tablosunun içine çekiyor.

İRAN’IN VEKİL GÜÇ KARTI

Analizlerde İran’ın bölgesel güvenlik mimarisinde en belirleyici unsurun vekil güç ağı olduğu belirtiliyor. Irak’taki Şii milis yapılanmaları ile Yemen’deki Husilerin, Tahran’a rakiplerini baskı altında tutma ve saldırılarla arasına siyasi mesafe koyma imkanı sağladığı ifade ediliyor. Stratejistlere göre Ankara’nın Suudi Arabistan ve Pakistan ile yeni savunma sistemine dahil olması, İran’ın bölgesel hesaplarını da etkiliyor.

İSRAİL’İN KUŞATMA STRATEJİSİ

Denklemin diğer tarafında ise İsrail yer alıyor. İsrail’in, İran’ın bölgesel nüfuzunu kırmak amacıyla Suriye, Irak ve Lübnan hattında daha saldırgan bir güvenlik politikası izlediği belirtiliyor. Jeostrateji Uzmanı-Araştırmacı Dr. Ahmet Uslu’ya göre, bu strateji yalnızca İran’ı hedef almıyor; Suriye ve Irak’taki güç dengelerini değiştirerek Türkiye’nin güneyindeki jeopolitik alanı da etkiliyor. Özellikle Suriye’nin doğusu ve Irak sınırı, Türkiye açısından kritik önem taşıyor.

EN KRİTİK HAT IRAK-SURİYE

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Umur Tugay Yücel ise Türkiye açısından en kırılgan bölgenin Irak-Suriye ekseni olduğunu vurguluyor. Yücel, “Irak merkezi yönetiminin silahlı grupları kontrol etmekte zorlanması halinde ülke, İran-Suudi Arabistan hesaplaşmasının yeni cephesine dönüşebilir. Türkiye’nin temel önceliği askeri caydırıcılığı artırırken provokasyonlara karşı kontrollü hareket etmek olmalı” diyor.

EN BÜYÜK TEHLİKE SABOTAJLAR

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise bölgesel kaos ortamında hem İran’ın vekil güçlerine hem de İsrail istihbaratının örtülü operasyonlarına dikkat çekiyor. Köni, Türkiye açısından en büyük riskin doğrudan taraf olmak değil, kaynağı belirsiz saldırılar üzerinden çatışmanın içine çekilmek olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: “İran’ın vekil güçler üzerinden yürüttüğü faaliyetler kadar İsrail istihbaratının örtülü operasyonları da bölgedeki belirsizliği artırıyor. İki tarafın birbirine karşı yürüttüğü operasyonlar zaman zaman Türkiye açısından aynı güvenlik riskini üretiyor. İran’ın vekil unsurları Irak ve Suriye hattında baskı yaratırken, İsrail’in İran’ı çevreleme stratejisi de Türkiye’nin güneyindeki hareket alanını daraltıyor. Asıl tehlike ise faili ve çıkış noktası tartışmalı İHA, füze ve sabotaj saldırıları. Böyle bir saldırı Suudi Arabistan’da, Irak’ta ya da Suriye sahasında yeni bir kriz zincirini tetikleyebilir. Yeni Orta Doğu savaşında en tehlikeli unsurlardan biri belirsizlik.”